Aylık Kırtasiye Kutusu: Plumon Box İncelemesi

Merhaba Sevgili Kalem Treni Takipçileri; Bol yağışlı bir Haziran ayının ortasındayız. Bu yazımda, kendilerinden rica ettiğimde beni kırmay...

Merhaba Sevgili Kalem Treni Takipçileri;

Bol yağışlı bir Haziran ayının ortasındayız. Bu yazımda, kendilerinden rica ettiğimde beni kırmayıp incelemeye konu olan ürünleri gönderen Plumon Art of Writing'e hem özür hem de teşekkür borçluyum. Nisan ayından beri elimde olmasına rağmen daha yeni, bir şeyler yazabiliyorum.


Plumon Box her ay değişen sürpriz içeriklere sahip. 'Aylık Kırtasiye Kutusu Fikri' sizin de kafanıza yattı ise bu yazının sonunda aboneliğinizi nasıl başlatabileceğinizi öğreneceksiniz ama önce kutu içerisinde neler var bir bakalım.


Leuchtturm1917'nın A6 Boy bir defteri ve Sailor HighAce Neo Dolmakalem ilk bakışta dikkatimi çekse de çok ilginç bir tasarıma sahip MONO Silgi ve Rengarenk kurşun kalemler, yine tasarımı ile göz dolduran haftalık planlayıcı ile harika bir kutu oluşturmuşlar.


Bu ikili belki bir incelemede, belki de bir çekilişte yine karşınızda olacak gibi duruyor. Leuchtturm1917'nin incelemesini çokça yapmıştım zamanında. Eğer okumak isterseniz Buraya tıklayarak hepsine ulaşabilirsiniz.


Gelelim paketin en ilginç ürününe, Tombow'un ünlü silgisi MONO'yu iyi biliyorum ama böyle bir ürünü olduğunu bilmiyordum. Sanatsal çalışmalarda kolaylık olması amacıyla 2.3 mm'lik bir kanaldan versatil kalem ucu gibi silgi çıkıyor. Ben tasarımını çok beğendim


Hazır 'Bullet Journal Sistemi''ne yeni yeni alışıyorken bu haftalık planlayıcı çok işime yarayacak. Kurşun kalemlerim de rengarenk. Bayram şekeri gibi. Bu arada Ramazan Bayramı ile ilgili size küçük bir sürprizim var ama bir sonraki yazıda anlatacağım :)


Eğer sizde her ay kapınızda bunun gibi bir kutu bulmak istiyorsanız, Yapmanız gereken tek şey aşağıdaki seçeneklerden birine tıklayarak #plumonbox üyesi olmak.

1 Aylık Kutu Aboneliği

3 Aylık Kutu Aboneliği


12 Aylık Kutu Aboneliği


Ayrıca @ArtofChoosing İnstagram hesabından da Plumon Box ile ilgili detaylı bilgi alabilirsiniz. Kendilerine bu güzel hizmeti biz kırtasiye meraklılarına sundukları için tekrardan teşekkür ediyorum.


Daha güneşli bir yaz geçirme dileğiyle..
Hoşçakalın :)

1. İstanbul Buluşması ve Çekiliş Sonucu

Merhaba Kalem Treni Takipçileri; Biliyorum Ankara menşeili bir blogta ilk resmi etkinliği İstanbul'da yapmak hepimize çok ironik gel...

Merhaba Kalem Treni Takipçileri;

Biliyorum Ankara menşeili bir blogta ilk resmi etkinliği İstanbul'da yapmak hepimize çok ironik geliyor ama bu buluşmaları hem Ankara hem de başka şehirlerde yapmaya devam etmeyi düşünüyorum çünkü  gerek blog gerekse diğer konular hakkında yapıcı yorumlar aldım. Katılan herkese teşekkür ediyorum.
Bu arada kendi üretimim, henüz prototip olan "Cyramud | Notebook Sudio Ⓡ"  not defteri kazanan BERK FIDAN'ı buradan tekrar tebrik ediyorum. Gelemediyseniz üzülmeyin bu haftada Ankara'da bir etkinlik planımız var ona katılabilirsiniz.

Kadınlarımızın Anneler Gününü Kutlarım,

Görüşme Üzere :)

Kalemtreni.com İstanbul Buluşması

Bu hafta sonu İstanbul'da olacağım, Madem öyle bir gün önce gidip İstanbul'da ki Kalem Treni okuyucularıyla bir araya geleyim ist...


Bu hafta sonu İstanbul'da olacağım, Madem öyle bir gün önce gidip İstanbul'da ki Kalem Treni okuyucularıyla bir araya geleyim istedim.

12 Mayıs 2017
Saat: 18.00
Mambocino Coffee
Caferağa Mahallesi, Moda Caddesi, No 188/A,
Kadıköy, İstanbul


Sizde bu trene bilet almak istiyorsanız yapmanız gereken tek şey yukarda belirtilen vakitte belirtilen yerde olmak. Kalem ve defterlerimizle güzel vakit geçireceğimizi düşünüyorum. Beni zaten tanıyan ya da şahsen tanımayan içinde kalem sevgisi olan herkes davetlidir.

Bitmedi, gelenler arasından bir kişi çekilişle "Cyramud | Notebook StudioⓇ" Özel yapım defter kazanacak!


Cuma günü görüşmek üzere!
Teknofil

Haftalık #26 Etiyopya'dan Gelen Kahve, İstanbula Nasıl Gidemedim? ve Aliexpress Siparişlerim

Merhaba Kalem Treni Takipçileri; Bu Hafta size bahsedeceğim şeylerden ilki bu turuncu pakette gelen kahve ve onu nasıl öğüttüğüm, nasıl d...

Merhaba Kalem Treni Takipçileri;
Bu Hafta size bahsedeceğim şeylerden ilki bu turuncu pakette gelen kahve ve onu nasıl öğüttüğüm, nasıl demlediğim hakkında.  Daha sonrasında bu yıl dolma kalem lobisinden neden icazet almaya gidemediğimi ve bir kaç şeyi daha sizinle paylaşacağım.

Teyzemin küçük oğlu geçen sene Etiyopya'ya iş için gitti. Geri döndüğünde haliyle kahve getirip getirmediğini sordum. Getirdiğini ama çoğu şeyin hijyen açısından düşük kalitede olduğunu söyledi. Bende zaten kahvemi orta kavrulmuş tam gövdeli sevdiğim için çok bir şey beklemiyordum ama yine de merak etmedim değil.
Fotoğraftaki uzun, bakırdan yapılmış alet gerçek bir Sözen Değirmeni. Bu değirmenleri İstanbul'da Sözen soyadlı bir amca elde yapıyor. Detaylı bilgi için googlelayabilirsiniz. Bu değirmeni ben rahmetli babaannemin evinde buldum. Hakkında bilgim vardı, o yüzden sahiplendim bu değirmeni. Ama bu aslında bir karabiber değirmeniymiş, çünkü civatayı en gevşeğe getirsem dahi çok ince öğütüyordu. Filtre ettikten sonra bardağınızın dibinde tortu kalmasını önemsemiyorsanız çok bir sorun değil.

Kahvenin tadına gelince 350 milimlik French Press'in normal zamanda tek başıma bitirirdim. Ama bu sefer bir bardaktan sonra karnımı ağrıtacak kadar acı geldi bana. Şimdi tarafsız olmak lazım kim bilir kaç yıllık sözenden çektiğim için tadı o şekilde olmuş olabilir. Pek beğendiğim söylenemez.
Biliyorsunuz, geçen sene kardeş bloglardan olan banasikcayaz.com'un doğum gününü kutlamak için İstanbullara kadar gittim. Hatta bunun hakkında yazı bile yazdım okumadıysanız tıklayın. Bu sene de 2-3 ay öncesinden biletimi aldım. Sabah 5.30'da babamı beni götürmesi için ikna ettim. Havaalanına vardım. Cafe Nero'ya oturdum. Yarım saat rötar olacağı mesajı geldi. İyi dedim kahvemi daha yavaş içerim olur biter ama yok. Kapının önündeyim sırada birinci duruyorum diye de oturmaya falan gitmek istemiyorum 3 saat ayakta bekledim. Sis yüzünden.

Bu saatten sonra kalksaydı da 13.30 - 14.00 gibi ben Kadıköy semalarında olsam hiçbir işime yaramazdı. İstanbul'da ki arkadaşlarım hiç alınıp gücenmesin. Her geldiğimde gezmeye doyamadığım, daha da bir aşık olduğum bu şehre sadece sizin için gelmiyorum. Sirkecide Murat Usta'ya uğrayıp kalemlerime baktırmak dahil bir çok planım iptal olup, 3 saat sonrasında biletinizi iptal ettirme hakkınız var denilince istemeyerek de olsa evin yolunu tutmuş oldum. Bir sonraki sefere artık.


Alın size bahsetmediğim bir şey daha. Yine geçen sene BSY'nin facebook grubunda başlattığımız mektuplaşmaya ben halen devam ediyorum. Aliexpress'ten bu Damga-Mühür aletlerini edindim. Zarf nasıl olsa yapışkanlı kapanıyor derseniz de, Ben seviyorum bu tarz şeyleri. Benim için hediyenin kendisi değil ambalajına ne kadar vakit harcandığı önemli geri kalan herşeyi zaten parayla halledebiliyorsunuz yanlış mıyım? Ama normal bir durumda para verseniz dahi alamayacağınız hisler uyandırıyor bu tür kendinden katılan şeyler. Sadece kendim değil başkalarına da bulaştırmaya çalıştığım bir hastalık bu. Renklerden biri benim diğeri mektup arkadaşım için :)



Bir sonraki yazıma kadar kendinize iyi bakın. 
Görüşmek Üzere :)

Keşke Şarkı Sözü Defterleri Tutsaydık

Ben ilkokul çağlarımda iken ailem, ben ve ablamı gitar kursuna yazdırdı. Ablam klasik, ben junior gitarla bu işe başladık. En iyi "K...


Ben ilkokul çağlarımda iken ailem, ben ve ablamı gitar kursuna yazdırdı. Ablam klasik, ben junior gitarla bu işe başladık. En iyi "Karlar düşer, düşer düşer ağlarım" şarkısını çalabiliyordum. Çünkü sadece iki akor kullanarak çalınabiliyordu. Sonuç olarak ikimizde uzun süredir bir enstrüman çalmıyoruz. Hatta elimize bir gitar tutuşturulup çalmamız istense neresinden tutulacağını dahi şaşırabiliriz.


Ben her türlü başarıya sevk edilip, onları tembellikten elimin tersiyle iterken ablam öyle değildi. Sevdiği şarkı sözlerini bir deftere yazardı. (Şimdi o defterlerin nerede olduğu bilinmez ama.)" Kişi, değişen zevklerinin seyrine bakmak isterse eğer; bu tür anılar adeta kişisel zaman kapsüllerine dönüşüverir." Böylece ne kadar olgunlaştınız? İçinizdeki çocuk ne zaman ölüp gitmiş öğrenebilirsiniz. Unutmamak lazım ki olgunlaşmadan hemen sonraki evre çürümedir. Meyvelerden feyzalarak söyleyebiliriz bunu.

fp ail (@fpail)'in paylaştığı bir gönderi ()

5 yıl evvel yazmaya başladığım günlüklerimin birinci cildinin kapağında sırasıyla Carly Rae Jepsen , Selena Gomez ve Ariana Grande 'nin stickerları var. Bu yazıdaki gibi bir felsefeye kendimi kaptırmadan önce " Amma çocukluk yapmışım. Acaba söksem mi? İlerde, bunları mı dinliyormuşum deyip kendimden utansam mı?" diye düşünürken günümüzde bu sanatçıları dinlemiyor olsamda, ileriye bakacak olursak, belki 10 yıl sonra öyle bir sanatçı kimse tarafından hatırlanmayacak.


Bu düşünceye kapılmamın ardında bir korku yatıyor aslında. 2016'da Oxford tarafından yılın kelimesi seçilen Post-Truth. Tam açıklaması şöyle; "Nesnel hakikatlerin belirli bir konu üzerinde kamuoyunu belirlemede duygulardan ve kişisel kanaatlerden daha az etkili olması durumu." Bir şeyin yanlışı doğrusundan daha fazla dile getirilmişse, yanlışlar zamanla doğru kabul ediliyor. Tıpkı George Orwell'ın efsanevi distopyası 1984 'de olduğu gibi.  

Felaket tellalığı yapıyor gibi gözükmek istemem ama doğrularınıza sahip çıkmazsanız gün gelecek onları dahi elinizden alacaklar. 
Daha iyi bir gelecek umuduyla hoşçakalın...
Güzel yazısıyla fotoğraflarını benimle paylaşan @fpail'e çok teşekkürler.